11/6/2008 08:46
Kategori:siirler-202
Yerine Koyamadım Kimseyi


 Kelimeler boğazımda düğümlü sevdam, Bir sızımlık nefes gibi Dökülüyorsun dudaklarımdan... Ne zamanki seni düşünsem; Sim gibi süzülürsün yaşlarımdan..
 Yerine koyamam kimseyi, Bu sevda yaksada yüreğimi Yokki bana senden berisi, Aşkın yüreğime düştü düşeli..
Bu sensiz kaçıncı mevsim, Kçıncı bahar.. Gökyüzünde dolanan kaçıncı ay.. Ayrılık hüznü, Yüreğimde hep aynı tav..
 Ayrı düştüysem, Seni unuttum mu sandın.. Oysa ki; Yüreğimde kor gibi yanan sevdanla.. Bana senden başkası haram..
FATMA YILMAZ
| Yorum
(yok)
Yorum yaz! Bağlantı
10/6/2008 07:27
Kategori:siirler-202

-- Gül yüzün aklımdan çıkmıyor bir an Hasretin içimi yakıyor gülüm Yıldızlar uykuya dalarken bile Hayalin hep bana bakıyor gülüm
Kaybolup giderken seher yıldızı İçimi kemirir hala bu sızı Neyleyim ben sensiz baharı yazı Yokluğun boynumu büküyor gülüm
Yanımda olmadan gülermi yüzüm Ne gecem bellidir nede gündüzüm Kahrede kahrede geldi bak güzüm Şaçlarımda şafak söküyor gülüm
| Yorum
(yok)
Yorum yaz! Bağlantı
10/6/2008 07:26
Kategori:siirler-202

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı ? Dudaklar gülerken , insan ağlayamaz mı ? Sevmek için güzele mi bakmalı ? Çirkin bir tende güzel bir ruh , kalbi bağlayamaz mı ?
Hasret özlenenden uzak mı kalmaktır ? Özlenen yanındayken hicran duyulmaz mı ? Hırsızlık ; para , mal mı çalmaktır ? Saadet çalmak hırsızlık olmaz mı ?
Solması için gülü dalından mı koparmalı ? Pembe bir gonca iken gül , dalında solmaz mı ? Öldürmek için silah , hançer mi olmalı ? Saçlar bağ , gözler silah , gülüş kurşun olmaz mı ? Vıctor Hugo
| Yorum
(yok)
Yorum yaz! Bağlantı
10/6/2008 07:25
Kategori:siirler-202

Yemyeşil ağaçlarla kaplı ormanın birinde genç bir peri yaşarmış. Bu peri çiçeklerden en çok gülleri severmiş. Evinin bahçesinde renk renk güller yetiştirirmiş. Bu güller o kadar taze ve güzellermiş ki gören herkes perinin güllerine hayran kalırmış.
Peri de güllerini çok sever, her sabah onları hem sular hem de onlarla konuşurmuş. Genç peri gülleriyle çok mutluymuş, ama onu üzen bir durum varmış. Peri güllerini çok sevdiği için onların solmalarına dayanamazmış. Güllerin bir süre sonra solması çok doğalmış, fakat genç peri güllerinin solmasına çok üzülüyor, güllerinin hep ilk günkü gibi taze ve diri kalmalarını istiyormuş. Kendi kendine "güllerim hep böyle güzel kalsa! O zaman hiç mutsuz olmam." diyormuş. Bir sabah çiçeklerini yine sularken perinin dikkatini sarı renkte bir gül tomurcuğu çekmiş. Bu tomurcuk da diğer gül tomurcukları gibi pek güzelmiş. Fakat rengi diğerlerinden apayrıymış. Çok daha güzel ve değişik bir tondaymış tomurcuğun rengi. Bu yüzden, genç peri sarı tomurcuğa daha özenli bakmaya başlamış.
Her sabah ona "küçük sarı tomurcuk büyüyecek, kocaman güzel bir gül olacak" diye güzel sözler söylüyormuş. Tomurcuk da bunu anlıyormuş gibi günden güne daha da güzelleşerek büyümüş. Kocaman bir gül olduğunda ise bahçedeki diğer güllerin arasında tıpkı gökyüzündeki güneş gibi ışıldıyormuş. O kadar güzelmiş ki onu görenler sarı güle bakmaya doyamıyorlarmış. Peri de bunun farkındaymış ve çok mutluymuş. Fakat sarı gülün de bir gün solacağını bildiği için, içten içe bir üzüntü duyuyormuş. Aradan bir gün geçmiş, bir hafta geçmiş, bir ay geçmiş. Bu süre içinde bahçedeki bütün güller solmuş, yerlerini yeni tomurcuklara bırakmışlar: güzel, sarı gül dışında! Bir ay geçmesine rağmen sarı gül solmamış, benzersiz güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Peri ilk başta bu işe çok şaşırmış fakat yine de sevinçliymiş. Çünkü güllerinin en güzeli solmamışmış.
İyi yürekli peri, her gün onu evinin penceresinden seyrediyor, onu özenle suluyor, ona güzel sözler söylüyormuş. Gel zaman git zaman; peri, bu işten sıkılmaya başlamış. Sarı gül hiç solmuyormuş, fakat bu periye artık mutluluk vermemeye başlamış. Çünkü peri sarı güle dair hiçbir umut taşımıyormuş içinde. Önceden gülleri solduğu vakit, yeni tomurcukların ne zaman çıkacağını merak ederek onlarla sabırla ilgilenir, umutla güllerinin açılacağı zamanı beklermiş.
Fakat şimdi sarı gül hiç solmadığı için böyle düşünceleri kalmamış. Bu da periyi bir zaman sonra mutsuz etmiş. Yetiştirdiği güllerinin solmamasını isteyerek ne kadar yanlış düşündüğünü anlamış. Her şeyi doğal haliyle sevmek en güzeliymiş. Bu yüzden o günden sonra orman perisi, doğadaki her şeyi olduğu gibi kabul etmeye karar vermiş. Orman perisi uzun yıllar, bahçesinde yetiştirdiği güllerle beraber evinde mutlu bir hayat sürmüş
| Yorum
(yok)
Yorum yaz! Bağlantı
10/6/2008 07:25
Kategori:siirler-202

Bir gün muhakkak geleceğim yanına ... Ama emin ol tutacağım o elleri ... Saracağım o bedeni ... Ve işte o an, o dakika işte söyleyeceğim ... Sessizce fısıldayacağım kulağına ... Seni Çok Seviyorum ...
Bugün anladım ki Seni Çok Seviyorum Sanırım sensiz yaşayamam artık Sensiz olamam, sensiz yapamam Hatta ben var ya, işte bu beden Üstüm, başım perişan; sensizlik ölüm İşte gördüğün bu bünye, bu beden Sen olmadan ölemez, çünkü ben Seni Çok Seviyorum ...
Düşündüm ben nasıl sevdim seni Cevabını biraz sonra buldum ki Ben seni sevmedim, ben sana aşık oldum Aşk dediğin nedir ki dediler, biraz duraksadım Sonra hayatımın anlamı dedim birden Aşkım benim sevdam, o hayatımın bir parçası Bir kez daha bir kez daha sesleniyorum sana güzel kız Seni Çok Seviyorum ...
Nice diyarları gezdim, ama seni bulamadım Aslında ben sana doyamadım ... Biliyorum uzaklarda, belki de çok uzaklarda Duyuyorsun beni oralarda ... Ve biliyorsun sana sardığım duygularımı Hissediyorsun belki de tepeden tırnağa İşte geliyorum, hiç arkama bakmadan Yalnız bir amacım, hedefim var ki O da Seni Çok Seviyorum ...
İşte o gün geldi çattı gördün mü bak? Belki de dakikalar kaldı artık birleşmemize Birazdan benim olacaksın Bende senin ... Seni Çok Seviyorum biliyorsun değil mi? Fazla uzun değil kokma! Yalnızca bir çift söz Benimle Evlenir Misin ?
| Yorum
(1)
Yorum yaz! Bağlantı
31/5/2008 09:51
Kategori:siirler-202

SoLGuN
BiR GüL GiBi SuSTuM
Yoktun! sustum
susmak kırgınlıksa sustum işte solgun bir gül gibi ıssız bir çöl
gibi
sustum Yolcuyum uzak çok uzaklardan geldim yorgunum
ellerim boş, boynum bükük

gözyaşı
dolu heybemde kalbimi alıp getirdim sana ayrılıklarla delik deşik
kalbimi başka bir şeyimde yoktu getirecek
Dalımda
güz türküleri koynumda ateş seni
aradım kentin dar sokaklarında yalnız yorgun
ve yaralı yoktun üşüdükçe, uzadı yokluğun Hangi çocuğa
sordum ağladı hangi ırmağa sordum çağladı hangi Çiçeğe sordum boyun
büktü hangi ağaça sordum yaprak döktü sığındığım kuşlar da uçtu
gitti bir başıma kaldım ortalarda
Sen ki, yetim bir
bahçede bir tomurcuktun hayatın kollarında çiçeklerin nazlısı,
küskünüydün gönlümün bütün gün seni aradım yorgun yaralı ve yalnız acılı bir yel gibi
dolaştım durdum sokakları yoktun
Pınarlara sordum akıp
gittiler yıldızlara sordum bir bir söndüler sigaramı efkâr ettim
savurdum gökyüzüne sonbahar sardı boynumu yaprak yaprak sonra yavaş
yavaş bedenime girdi acı senden ne bir ses vardı, ne de bir
nefes Gülüşünü, gözlerini, sesini takıp koluma vedalar
bıraktığım durakta şiirler okudum aklımı yitirdiğimi sanıyordu,
acıyan gözlerle bakıyordu herkes
Sonra
gözlerimi, ağlamaktan yorgun gözlerimi ulaşamayacağım uzaklara yolcu
ettim kara trenlere mendil sallayarak. duygularımı bir vagona kilitleyip
bin ah sürüp dudaklarıma sustum!

unutulmuş
sahipsiz şarkılar gibi ne kadar susulacaksa o kadar sustum hüzün kokulu
anılara yaslanıp yere çaldım kara bahtımı İstedimki,
kalbinin durduğu yer kalbimin durduğu yer
olsun...
Nuri CAN
| Bağlantı
<<Önceki Sayfa
|1/34|
DESIGNED BY GULLERE VURGUN |